pub-1037188750759427

Silivri  Haber Ajansı

  • 12.6507
  • 14.2693
  • 16.8469
Aşk İçin Ölmeli kitabının konusu nedir? Aşk İçin Ölmeli kitabının yazarı kimdir?
Aşk İçin Ölmeli kitabının konusu nedir? Aşk İçin Ölmeli kitabının yazarı kimdir?

Aşk İçin Ölmeli kitabının konusu nedir? Aşk İçin Ölmeli kitabının yazarı kimdir?

Aşk İçin Ölmeli kitabında Demir ile Zehra karakterinin yaşadığı olayları kaleme alan Görmez, kitabını kurgularken, önemli yazarların söyleşilerini dinlediğini paylaştı. İşte Aşk İçin Ölmeli kitabının konusu…

AŞK İÇİN ÖLMELİ KİTABININ KONUSU NEDİR?

Bir kadını ne yıkabilir? kendi ayakları üstünde duran, kendi yağıyla kavrulan başarılı bir kadını sadece sevdikleri yıkabilir?

Aşkı ve dostları için canını verebilecek bir kadının samimi hikayesinin anlatıldığı Aşk İçin Ölmeli kitabında şiirlere, şarkılara ilham olan aşkın insana neler yaptıracağı konu ediniyor. Bir tarafta sevdiği kadını kendinden korumak için çırpınan bir adam, Demir; diğer yanda da gözü sevdiğinden başkasının görmeyen kadın, Zehra; platonik bir aşkla hayata tutunan adam, sevdiği kadının hayatına birinin girmesiyle şefkatli dosttan bir düşmana dönüşür mü? Aşkın insanı neye dönüştürdüğünü gözler önüne sererken yanı başınızda yaşanmış, hayatın içinden insanların başına gelmişçesine solluksuz okunan bir hikâye Aşk için Ölmeli aşkı bir savaş alanında yaşamış gibi yaralanıp sakatlananlara, hâlâ aşka inananlara ve şarkılarla kendinden geçenlere sesleniyor yazar, ''Ona inan, sarıl ve koru: Aşk sensin!''

AŞK İÇİN ÖLMELİ KİTABININ YAZARI KİMDİR?

Aşk İçin Ölmeli kitabını Dilek Görmez kaleme aldı.

Kitabıyla ilgili sosyal medya hesabından değerlendirmelerde bulunan Görmez, aşkın; yakalaması zor, yaşanınca da ayakları yerden kesen, çok coşkulu ve yakıcı bir duygu olduğunu vurgulayarak, bu düşünceler çerçevesinde, aşkı için hayatta vazgeçilebilecek olanları, tutkunun, heyecanın insanı her yaşta ve her durumda yakalayabileceğini ve akla gelmeyecek şeyler yaptırabileceğini göstermek için yazdığını söyledi.

Aşk İçin Ölmeli isminin çok iddialı olduğunu vurgulayan Görmez, aşkın da iddiayı gerektiren bir duygu olduğunu savunarak, aşkın; yaşamaktan korkan, cesaretsiz, ürkek kalplere uğramadığını belirtti. ‘’Yarın ne olacak, diyerek; ya bir gün giderse ya bir gün biterse diyerek yaşanmıyor.’’ diyen Görmez, aşkın çok güçlü bir rüzgâr olarak estiğini betimleyerek, insan hayatında, direnmenin mümkün olmadığını kaydederek, bundan dolayı iddialı bir isim olduğunu açıkladı.

Kitabın konusunu seçme hikâyesini de paylaşan Görmez, roman türünde eserler yazıldığından beri hep aşkın yazıldığına dikkati çekerek, onlarca şarkı, şiir, resim, heykel aşk için yaratıldığını aktardı. Aşka dair birkaç söz söylemek için Leyla ile Mecnun'a kadar gidilebileceğini anlatan Görmez, Romeo ve Juliet örneğinin de verilebileceğini, fakat bu kadar uzaklara gidilmesine gerek olmadığını öne sürdü.

Bunun için kalplere bakılması gerektiğini ifade eden Görmez, etrafındaki kadın-erkek, genç-yaşlı birçok insanın aşkla imtihanı olduğunu belirterek, karakterlerinin hepsinin harmanlanarak yaratıldığını söyledi.

Aşkla beraber yeşeren tutkunun, bağlılık duygusunun ileri yaşlarda hayata tutunma amacına dönebileceğini anlatan Görmez, aşık olan insanın sabah uyandığın yüzünde tebessüm olduğunu, aynaya baktığında gözlerinin başka baktığını ve kendini daha çok sevdiğini kaydetti. O heyecanın insanı diri tuttuğuna inanan Görmez, bunu yaşamak için mutlaka bir ilişkinin olmasının gerekmediğini ifade ederek, uzaktan da insanın aşkını yaşayabileceğini vurguladı.

Karakter oluştururken, ilk başta aşk duygusunu tanımladığını ve onu vücuda getiren, kanlı canlı insanlara dönüştürdüğünü paylaşan Görmez, karakterlerinin sevildiğini belirterek, okurlardan hep çok güzel yorumlar aldığını açıkladı.

Kitabını yazmaya başlarken ana hatlarıyla romanın nasıl başlayacağını ve ilerleyeceğini bildiğini ifade eden Görmez, ilk kitabını yazmaya başladığında kitabı çok olan yazar söyleşilerini okuduğunu ve en çok da, ‘’Ben başka bir kitap yazacaktım.’’ sözünü duyduğunu anlatarak, ‘’Evet, ben başka bir kitap yazacaktım. En zor kısmı, romanın sonu oldu. Tıpkı ilk cümle gibi. Kaç kere yazdım, sildim; inanın bilmiyorum. Ben yazdıkça olaylar gelişti. Ben yazdıkça karakterler kulağıma fısıldadı olacakları.’’ dedi.

Kalem ve düşünce akışının, yazmaya başladıktan sonra kontrolünde olmadığına işaret eden Görmez, ‘’Bunu çok duyardım yazarlardan ve hep anlam vermeye çalışırdım. Yaşayınca gördüm ne demek olduğunu. Hepsi bağımsız kişilikler olarak hayatıma girdi. Ve benimle roman bitene kadar yaşadılar. Okur, ilk ve son hangi cümleyi okuyacak, diye düşündüm. Şimdi otursam yeniden masa başına, belki bambaşka bir Aşk İçin Ölmeli okursunuz.’’ ifadelerini kullandı.

Romanının ana karakterleri Demir ile Zehra’dan da bahseden Görmez, Demir’in güçlü bir iş insanı olduğunu anımsatarak, hayatının planlı ve düzenli olduğunu kaydetti. Demir’in etrafındaki pek çok insandan saygı ve oturduğu koltuğa bağlı olarak da itaat gören bir erkek olduğuna dikkati çeken görmez, sosyal olarak da kendine benzeyen insanlarla temas halinde olduğunun altını çizerek, orta yaşın üzerinde olan Demir ile ilgili, ‘’Hayatı imrenilesi varlık içinde ama içi ise kaçılası bir yokluk içinde. Bunun farkında değil. Ne zamana kadar? Tabii ki, Zehra ile karşılaşana kadar…’’ dedi.

Zehra’nın, hayatın ilk baharında olduğunu ve hayatını adım adım inşa edeceğini söyleyen Görmez, sade ve sahici bir kadın olduğunu aktararak, kendinin pek farkında olmayan, yaşam acemisi bir genç kadın olduğunu açıkladı.

Her şeyin, girişimciliğine önayak olan Demir'le tanışmasıyla başladığını vurgulayan Görmez, ‘’Başarı üstüne başarı, genç ve çekici bir erkekle tanışma, âşık olma, ayakların yerden kesilmesi ve yükselişin önlenemez düşüşü... Demir ve Zehra, zamanla dost oluyor. Sık görüşmeseler de birbirlerini duyan ve hisseden iki insan haline geliyorlar. Aralarındaki güçlü bağın adı aşk mı? Aşk, ikisinin arasında mı? Karşılıklı yaşanıyor mu? Buna okur karar verecek. Ben burasını biraz okurun tahayyülüne bırakmak istiyorum. Demir ve Zehra için aşk nedir ve aşk için neyi, ne kadar göze alıyorlar? O da biraz merak konusu olsun…’’ sözleriyle merak uyandırdı.

Hayatta yalnızca insanların sevdikleri tarafından üzüleceğini belirten Görmez, insanların yalnızca sevdiklerinin yapıp ettikleri hayal kırıklığına uğrattığını, yıprattığını ve düşündürdüğünü söyleyerek,
seven insanın acımasız olduğunu öne sürdü. Görmez, ‘’Hani derler ya, dost acı söyler, diye. Onun gibi işte. Ben romanımı yazarken kendimi herhangi bir norma sokmadan yazdım. Kitapta, örneğin toplumsal cinsiyet eşitsizliğine ya da kadına karşı şiddete dair bir iz yok. Toplumsal meselelere dair bir emare de yer almıyor. Buradan temelle hareket etmedim yazarken. Benim esas aldığım konu sadece ve sadece aşk oldu.’’ ifadelerini kullandı.

Aşkı; herkesin, istediği gibi yaşaması gereken; acısı da tatlısı da sevilesi; insanın iliklerine kadar hissettiği güçlü bir duygu olduğunu düşündüğünü söyleyen Görmez, romanında birden çok aşk olduğuna dikkati çekerek, saplantıyla bağlılık arasında ince çizgide yaşanan bir aşkın, çıkar odaklı aşkın anlatıldığını kaydetti. ‘’Kimin aşkı temiz, kimin aşkı değil; tartışılır. Ben, böyle bir âşık da istemem, ben de öyle âşık olmak istemem.’’ diyen Görmez, Aşk İçin Ölmeli’nin bir kurgu olduğunu anımsatarak, ‘’Benim kalbim değil, karakterlerimin kalbi var romanımda.’’ açıklamasında bulundu.

Aşk İçin Ölmeli’yi kaleme alırken gerçek olaylardan da etkilendiğini, işin içinde biraz da kurgu olduğunu anlatan Görmez, ‘’Benim ilk kitabım. Çok hevesle ve çok severek yazdım. Umarım yazma heyecanım, okura da geçer. Ben ikinci kitabımı yazmaya başladım bile. Dilerim, Aşk İçin Ölmeli sevilir ve ben daha çok okura ulaşırım.’’ dedi.